Canon’un Yeni Lensi, 16-35mm f/2.8 L III’e Dair İlk İzlenimler

Hemen hemen tüm profesyonel fotoğrafçıların belki sadece ürün fotoğrafı çekimi yapanlar kariç ekipman çantasının olmazsa olmazı olan bir lens varsa, o da hızlı, ultra geniş açılı bir zoomdur. Bir Canon kullanıcısı olarak 2008 yılında bir Canon 16-35mm f/2.8 II edinip de çantam da taşımaya başladığım günden beri bu lensi iş için sürekli kullanmaya devam ettim. Aslında netlik açısından bakarsanız ekipmanımda yer alan en zayıf lenslerden olmuştur, ama bir 16mm ve f/2.8 lense ihtiyacım vardı ve başka bir seçeneğim de yoktu ve aslına bakarsanız yakın bir zamana kadar da daha iyi netliğe sahip başka bir lens de bulunmuyordu.

canonun-yeni-lensi-16-35mm-f2-8-l-iii

Piyasada Canon ’un çıkarmış olduğu daha uygun fiyatlı birkaç 16mm opsiyonu daha olduğunun farkındayım ve bunlardan daha sonra kısaca bahsedeceğim; ancak benim yaptığım işte kullanmak üzere bir f/2.8’e ihtiyacım var. Bu lensi iş için sürekli kullanıyorum ve çoğunlukla da iki özel durumda ihtiyaç duyuyorum. Mesela kaykaycıları fotoğraflarken en azından saniyede 1/1000 enstantane hızına ulaşmaya çalıştığım zamanda çok işe yarıyor. Her zaman en temiz görüntü kalitesine ulaşmaya çalıştığım için, sadece ISO seviyesini yükseltmek işe yaramıyor; bu sebeple de ISO’yu yükseltmek yerine ihtiyacım olan ışığı daha fazla içeri alabilmek için aralık bırakarak ihtiyacım olan yüksek enstantane hızına ulaşmaya çalışıyorum. Aynı zamanda organizasyonlarda da çekim yapıyorum, az ışıklı iç mekan partilerde de aynı şekilde en hızlı lensler tercih ediliyor.

 

Canon güncellenmiş III sürümü duyurduğu anda çıkar çıkmaz bu lensin üzerine atlayacağımı biliyordum. Lensin analizinin çıkmasını bile beklemedim (ki çoğunlukla yeni bir ekipman almadan önce bunu beklerim) çünkü kendi kendime düşündüm, dedim ki “en son ne zaman Canon bir önceki modelin kalitesini aşamayan yeni, modern bir sürüm piyasaya sürdü ki?” Belki daha önceden böyle bir şey olmuştur ama ben hatırlayamıyorum.  Böylece elimde olan II sürümünü sattım ve geçen hafta New York’a ailemi ziyarete gittiğimde yeni lensi B&H’ten satın aldım (şu an için Peru’da yaşıyorum da, burada yeni lenslerin satışa çıkması Amerika’da satışa çıkmasından sonra aylar sürüyor ve satışa çıktıklarında da olması gerekenden çok daha pahalıya, astronomik fiyatlara satışa çıkıyorlar, ama bu tamamen başka bir yazının konusu). Lensi satın alır almaz kamerama taktım ve hem New York’ta hem de New Jersey’de geçirdiğim on gün boyunca bu lensle önüme gelen her şeyi fotoğrafladım. Geçtiğimiz sekiz sene içerisinde bir önceki sürümü devamlı kullanan bir fotoğrafçı olarak sizinle yeni 16-35mm f/2.8 III üzerindeki görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

 

Lensin bu yeni sürümü bir önceki modele kıyasla kağıt üzerinde yeni hiç bir özellik sunmuyor. Odak mesafesinde hiç bir değişiklik yok: 15mm’ye kadar zoomu uzamıyor ya da 40mm’e kadar daralmıyor. Görüntü Sabitleme eklenmemiş ve maksimum enstantane hala f/2.8. Özellikler bazında, her açıdan bir önceki modelle tıpa tıp aynı özellikleri taşıyor. Farklı olan çözülme gücü. Yukarıda bahsettiği gibi, sürüm II kamera çantamdaki şu ana kadar en yumuşak lensti ama bu güne kadar bana başka hiç bir Canon zoomun veremediği odak mesafesini ve f-stopu sunmuştu. Bu yeni lens ise bana anında daha net geldi. Siz de bunu kameranızın arkasındaki LCD ekran üzerinde fark edeceksinizdir. Fotoğraflarınız yeniden boyutlandırıldığında ya da online platformda ya da sosyal medyada görüntülendiğinde ise bir fark göremeyeceksiniz. Ama ben anında bilgisayar ekranımda gördüm ve bu lensle çekmiş olduğum görüntülerin çıktısını aldığımda da farkı görmemek mümkün değildi.

Hatta Manhattan siluetinin siyah beyaz bir fotoğrafını çekmiştim ve New York’tan ayrılmadan önce bir arkadaşım için büyük boy baskısını bile yaptırdım ve ikimiz de sonuçtan çok memnun kaldık. Fotoğraflarım çoğunlukla iş için basılırlar o yüzden bu benim için baya önemli. Ayrıca, çalıştığım ekip, artık eski sayılan 16-35mm f / 2.8 II lensim ile çekilen baskıları ve fotoğraf çektiğim tüm diğer lenslerle arasındaki farkı gördü, özellikle de çerçevenin merkezinden uzaklaştığımızda bu fark çok açıktı. Ben hiç de piksel gözlemcisi değilim ya da çizelge fotoğraflamıyorum. Ancak, Adobe Camera Raw’da normalde yaptığım işlem sonrası görüntüleri izlerken, monitörümde dosyaların çok daha ayrıntılı olduğunu ve yine özellikle kenarlara doğru büyük fark olduğunu ettim.

Profesyonel fotoğrafçılar filtre kullanır mı?

amber-goetz

Geçenlerde bu konu hakkında okuduğum bir yazı olaya çekimser yaklaşıyordu. Ben de bu soruyu Fstoppers’da sormanın en iyisi olacağını düşündüm. Deneyim ve bilgilerime dayanarak söylemem gerekirse, fotoğrafçılıkta, özellikle bazı iş kollarında çalışılıp, belli bir görüntü hedefleniyorsa filtre kullanmak bir zorunluluk. Mesela benim şirketimde düğün fotoğrafçılığı yapan bir kaç arkadaş aynı zamanda da off road çekimleri yapıyorlar. Fazlasıyla hızlı off road araçlar ve motosikletler uçarcasına giderken tüm pisliği ve hatta yüzlerce çakıl taşını etrafa saçarak ilerlerler. Bu tarz çekimlerde ekipmanı olabildiğince korumak birinci kuraldır ve fotoğrafçılar lenslerini koruma amacıyla mutlaka filtre kullanırlar.

Bunun tartışılacak bir yanı yok aslında. Arkadaşım Brandon Bunch (http://www.ınstagram.com/theofficialbrandonbunch/) off road işlerde fotoğraf ve video çeker. Ona aynı soruyu sordum. Filtreleri hangi amaçla kullandığını sorduğum da bana ekipmanını toza ve herhangi bir olası çarpmaya karşı korumak için filtre kullandığından bahsetti. Brandon şu sıralar B+W XS-Pro ÜV Haze filtrelerini kullanıyor (https://www.bhphotovideo.com/c/buy/Shop-by-Brand-B+W/ci/4/N/4294255798/phd/4291599900?origSearch=b%2BW).

kamera-arkasinda-yaptiginiz-isten-keyif-alma

Kamera arkasında yaptığınız işten keyif alma

Tabi ki konuya bambaşka bir açıdan da bakabiliriz. Filtreler koruma amaçlı kullanım ya da spesifik bir görüntüyü yakalama konusundan çok daha öteye gidiyor. Mesela, bu video’da Anthony Thurston (https://anthonythurston.com/) durumu gayet iyi özetliyor. Bazı filtreleri kullanarak kamerasından almak istediği sonuçları en iyi şekilde alıyor ve aslında, daha da önemlisi kamera arkasında çekim yaparken geçirdiği zamandan keyif alıyor, dış mekanda vakit geçirmeyi aynı zamanı bilgisayar başında ihtiyacı olan görüntüyü dijital ortamda yaratmaya çalışmakla geçirmeye tercih ediyor. Anthony için asıl amaç korumadan ziyade hedeflenen görüntüye ulaşmak: http://www.digitaltrends.com/photography/landscape-lens-filters/ .

 

Filtrelesek mi filtrelemesek mi?

Filtre kullanılsın mı yoksa kullanılmasın mı tartışmasında iki görüşe de dair birçok şey okudum, duydum, deneyim kazandım ama diğer fotoğrafçıların fikirlerini, deneyimlerini duymak da iyi olurdu. Bir kaç sene önce yakın arkadaşım olmasının yanı sıra aslında harika da bir fotoğrafçı olan David Mecey’le ileri seviye ışıklandırma kursuna katılmıştım. Diğer eğitimcilerden biri, Guido Karp (http://www.guidokarp.çom/), filtrelerin çektiğim görüntüleri mahvettiğini, camın lensin kendisinden çok daha zayıf kaldığını söyleyerek, tüm filtreleri çıkarttırmış ve beni fena korkutmuştu. O anı ömrüm boyunca unutmayacağım. Bir daha asla geri takmamak üzere anında tüm filtreleri ortadan kaldırdım. Filtre kullanmak istemeyeceğin başka bir alanda muhtemelen tekstil çekimi yapmaktır. Eğer bir müşteriniz için bir tekstil ürününü mesela bir kumaşı fotoğraflıyorsanız, o zaman kumaşın dokusunu değiştirebilecek bir riski almak istemezsiniz, olduğu gibi fotoğrafa yansısın istersiniz.

Bu beni daha da çok meraklandırdı ve niye biri filtre kullanmaya bu kadar karşı olur ki diye düşündüm. Bunu David’e sordum ve işte aldığım cevap:

“Sanırım son yüz yıldır falan fotoğraf çekiyorum. Dolayısıyla bu konu hakkında saatlerce okudum, bir sürü deneyde bulundum hem film kullandığım hem de son yıllarda daha çok dijital çekimlerde bulundum. Eski film kullandığımız günlerde hepimizi UV/Haze dediğimiz filtreyi kamera camının önünde kullanırdık. Günümüzde size lensin üzerine filtre kullanmayı önereceğim tek alan spor fotoğrafçılığıdır. Eğer araba yarısı, bisiklet yarısı, ya da çakıl tası, kaya parçası, lastik parçaları, ağaç dalları ya da lense bir şekilde zarar verebilecek spor dalları ile ilgili bir çekim yapıyorsanız, o zaman lensinizi filtreyle korumalısınız. Aksı halde camın üzerinde filtreye ihtiyacınız yoktur.  Ayrıca eski lensler yeni dijital kameralarla “çalışabilir” belki ama öte yandan yeni teknolojiye sahip kameralar, çekmeye çalıştığınız obje söz konusuysa ister UV/Haze filtresi takılı olsun ister olmasın eski lenslerinizle kıyasla biraz fazla teknolojik kalabilir.“

sizin-fotografcilik-tarziniza-uyuyor-mu

filtrelesek-mi-filtrelemesek-mi

 

David benim mentorum sayılır o yüzden bana verdiği bu bilgiler gerçekten de beni aydınlattı ve günümü iyi kıldı. David’in profesyonel işlerini bu websitesinden takip edebilirsiniz http://www.davidmecey.çom/ . Peki, genelde stüdyoda, düğün ya da porte çekimi yapan fotoğrafçılar, sizin seçiminiz ne, siz filtre kullanıyor musunuz?

Sizin Fotoğrafçılık tarzınıza uyuyor mu?

Eğer polarize filtrelerin yaptığı çekimleri seviyor ve kullanıyorsanız bunu kesinlikle anlayabilirim. Görüntü, efekt ya da güvenlik amaçlı olabilir, siz filtreleri neden kullanıyorsunuz? Bildiklerinizi paylaşıp bizi aydınlatmanızı umuyorum.

Bir Fotoğraf Çekerken Kendinize Sormanız Gereken 10 Soru ikinci 5 soru

Işığın Esas Kaynağı Nedir

  1. Işığın Esas Kaynağı Nedir? Aklınızdan, her zaman öznenizin nasıl ışıklandırıldığı hakkında düşüncelere yer veriniz. Özneniz, ışıksız olduğu zaman detayları kaybedersiniz, resmin netliği yok olur ayrıca kameranız ISO’yu yükseltmek veya deklanşör hızını uzatma (bulanık veya net olmayan fotoğrafların oluşmasına neden olabilir) gibi telafi çalışmalarında bulunabilir. Işığın esas kaynağı nedir, nereden geliyor, yeterli ışık var mı, yapay ışık kaynaklarına ihtiyaç var mı (flaş vb.), düşük ışık veya bu gibi nedenlerden dolayı kameranızın sarsılmaması için tripod üzerinde sabitlenmesine gerek var mı gibi sorular kendinize sormalısınız.

Fotoğrafı Kadraja Doğru Şekilde Mi Alıyorum

  1. Fotoğrafı Kadraja Doğru Şekilde Mi Alıyorum? Güzel fotoğrafların, çerçeveye alınması bakımından birazcık düşük olmasına rağmen övülmesi ne kadar da güzel olurdu değil mi?

Eğimli ufuklar, birazcık eğik olan insanlar veya binalar, aklınızın bir köşesinde her zaman için kontrol etmeniz gereken bir durumdur.

Ayrıca ‘’Kameramı doğru şekilde tutuyor muyum?’’ sorusunu da dikkate almanız gerekmektedir. Birçok insan, bu durumu ciddiye almadığı için çekim hataları ve kamera hareketinden ötürü zarar görmektedir.

Bu Özneyi Çekebilmek İçin Başka Hangi Bakış Açılarını Kullanmalıyım

  1. Bu Özneyi Çekebilmek İçin Başka Hangi Bakış Açılarını Kullanmalıyım? 10 tane dijital kamera sahibini, bu öznenin karşısına koyduğunuz anda büyük bir çoğunluğu aynı yerden aynı pozu çekecektir. Herkesin yapabileceği standart çekimler yerine kendinize meydan okuyarak büyük bir çoğunluktan ayrılarak, etkileyici olabilecek çekimler yapınız. Bunu yapabilmek için de yaratıcılıktan, değişik açılardan ve bakış açılarından çekim yapmanız gerekmektedir.

Kamerayı Farklı Bir Açıdan Kullanmanız Yaptığınız Çekimi Nasıl Değiştirebilir

  1. Kamerayı Farklı Bir Açıdan Kullanmanız Yaptığınız Çekimi Nasıl Değiştirebilir? Maalesef birçok fotoğrafçı, kamerasını her zaman aynı açıdan kullanma alışkanlığını edinmiştir (yatay/manzara veya dikey/portre). Bir yöntemi veya diğerini seçmek mümkün iken formatınızı değiştirmenin, yaptığınız çekim üzerinde mükemmel bir ölçü yaratacağını da hatırlamak faydalı olacaktır. Etkili bir sonuç için kameranızı farklı bir açıdan kaldırmanın da etkili olacağını unutmayınız.

Bu Fotoğraf Üzerinde Gözleriniz Nasıl İlerleyecektir

  1. Bu Fotoğraf Üzerinde Gözleriniz Nasıl İlerleyecektir? Bu soru, odak noktası ile ilişkili olmasına rağmen; seyircilerinizin gözleri, siz fotoğraf çekerken ki gibi sabit kalmaz. Bunun sebebi ise fotoğrafı incelemeleridir. İnsanların geneli, çizgileri takip etmeye, biçim ve renk bakımından etkilenmeye hazırdır. Bütün bu görsel öğeleri göz önünde bulundurduğumuzda ise çekimlerimizi epeyce bir şekilde geliştirmemizi sağlayacak olan ipuçlarını toplamış oluruz. Yatay, dikey, çapraz çizgilerin çekimlerinizi nasıl etkilediğine dair daha çok şey okuyup öğrenmelisiniz.

Bütün soruları tabi ki hatırlamıyorsunuz ve bunları denemek için sadece birer çekim yapıp bırakacaksınız – fakat bir dahaki sefere, çekim yaparken kendinize bu sorulardan en az iki veya üç tanesini soracağınıza dair konsantre olunuz. Bunları yaptıkça daha otomatik bir hale geleceğini ve zaman içerisinde, bütün bu soruları doğal bir şekilde göz önüne alarak yaptığınızı farkına edeceksiniz.

Bir Fotoğraf Çekerken Kendinize Sormanız Gereken 10 Soru ilk 5 soru

Bir Fotoğraf Çekerken Kendinize Sormanız Gereken 10 Soru

Bir Fotoğraf Çekerken Kendinize Sormanız Gereken 10 Soru

Deklanşöre basmadan önce ve de fotoğraf çekimi yapmak için kameranızı hazırladığınız zaman aklınızdan neler geçmektedir? Herhangi bir fotoğrafçı gibiyseniz eğer pek bir şey düşünmüyorsunuz demektir. İstediğiniz tek şey anı yakalayıp devam etmenizdir.

Ancak kendinize çekim öncesi bazı soruları sorma alışkanlığı edinmek fotoğraflarınızın kalitesini bir üst seviyeye taşımanıza yardımcı olacaktır. Fotoğraflarınızı kadraja alırken kendinize sormayı alışkanlık ettiğiniz bazı sorular bulunmaktadır. Bunlar;

Yansıtmak İstediğim Hikâye Nedir

  1. Yansıtmak İstediğim Hikâye Nedir? Bu soru sizlere fotoğraf çekimi aşamasında; hazırlık yapmak, kadraja almak ve çekim yapmak için birden fazla herhangi bir tercih yapabilmeniz için yardım eli uzatmaktadır. Aslında sizin kendinize soracağınız sorular: ‘Bu çekimi neden yapıyorum?’’, ‘’Bu çekimin amacı ve bu çekimle beraber değiştirmek istediğim şey nedir?’’. ‘’Bu sadece anı yakalamak için yapılan bir çekim mi? , Anın verdiği hissiyatı mı yakalamak istiyorsun? , Yaptığınız çekim büyük bir seri çekimin parçası mı?  yoksa Sadece anı yakalamak adına yapılan bir çekim mi?’’ gibi sorular sormalısınız.

Bu Fotoğrafın Görsel Odak Noktası Nedir

  1. Bu Fotoğrafın Görsel Odak Noktası Nedir? Seyircilerin doğal olarak bu fotoğraftan etkilenecekleri kısım neresi olacaktır? Bir kere odak noktasını tanımladığın andan sonra kadrajda nereye yerleştireceğin hakkında düşünmeye başlayacaksınız. (Örnek olarak üçte bir kuralını düşünebilirsiniz.)

Odak noktasını geliştirebilmek için daha birçok çeşitli yol vardır – bildiğiniz üzere bazılarını burada keşfediyoruz.

Çatışan Odak Noktaları Nelerdir
 

    1. Çatışan Odak Noktaları Nelerdir? Bir kere seyircilerin gözünde ne yansıtmak istediğinize karar verdiğiniz an, istediğinizin kadraja alınmış olduğunu görürsünüz- gözlerinizi fotoğraf üzerinde gezdiriniz ve fotoğrafta zıtlaşan odak noktalarının, fotoğrafa herhangi bir şey ekleyip, çekip götürdüğüne dair bir incelemede bulununuz. İkincil odak noktaları, fotoğrafa derinlik kazandırmasına rağmen dikkat dağıtıcı bir özelliğe de sahiptir, kısacası yerinizi değiştirmeniz, odak noktanızı değiştirmeniz veya alan derinliği uyumu sağlamanız veya onu yaptığınız çekimden çıkartmanız gerekebilir. Ayrıca her zaman aklınızın bir ucunda bulundurmanız gereken şey; eğer iki odak noktanız varsa, her zaman için iki çekim yapmalısınız. Her odak noktası için bir çekime eş değer gelecek şekilde bir dağılım gerçekleştirebilirsiniz.

Ön Planda veya Arka Planda Ne Bulunmaktadır

  •      4.    Ön Planda veya Arka Planda Ne Bulunmaktadır?

Fotoğraflarınızın arka planı, dijital fotoğraflarınızda bulunan en önemli dikkat dağınıklığına sebep olan yerlerden biridir. Görselin arka planında ne olduğunu görebilmek için gözlerinizi mekân üzerinde gezdiriniz(aynısını ön plan için de uygulayınız.). Odak noktasının arka planında ne görmek istediğinize karar veriniz – bulanık mı, güzel mi?

Yeterince Yakın mıyım

  1. Yeterince Yakın mıyım? Dijital fotoğrafçılıkta, yaygın olan yapılan diğer hata ise yaptığınız çekimlerdeki öznenin kadrajda çok küçük kalmasıdır. Özneyle beraber kadrajı dolduran çekimler, hem özneniz hakkında daha çok detaya yer vermenizi hem de daha dinamik bir görünüm kazanmanızı sağlar. Bu etkiyi yaratabilmek için bazı seçenekleriniz vardır. Bunlar; kendinizi daha yakına getirirsiniz, öznenizi daha yakına getirirsiniz veya yakınlık etkisini yaratabilmek için daha uzun odak uzunluğunu kullanırsınız.

BİR KAMERA FLAŞI İLE ÇEKİM YAPMAK

BİR KAMERA FLAŞI İLE ÇEKİM YAPMAK

BİR KAMERA FLAŞI İLE ÇEKİM YAPMAK

Son zamanlarda dijital fotoğrafçılık alanında, gerçek bir anti-flaş olayının başladığının farkında olan var mı? Bu durumu kitaplarda, internet sitelerinde, forumlarda ve flaştan da oldukça yüksek ISO değerine sahip, birçok kamera piyasaya süren üreticilerde de görmekteyim.

Hâlbuki flaşın sert ışığı yüzünden fotoğrafı tamamen mahvettiğine tamamıyla katılmama rağmen; bazı zamanlar doğru şekilde kullanıldığında, ciddi anlamda güzel çekimler de yapabileceğini biliyorum.

Kamera flaşından yararlanmak için bazı ipuçları bulunmaktadır. Bunlar;

  1. Yakınlaşınız: Flaş kullanımındaki esas kısıtlama flaşın gücüdür. Hâlbuki dış flaş üniteleri kendi özel güç kaynağına sahiptir ve bunlar oldukça büyük boyutlarda olabilir. – flaşlı kameranız gücünü diğer parçalarla bölüştüğü için genel olarak daha küçüktür. Bununla beraber, flaşın belirli bir etkiye sahip olduğunu (genel olarak iki-üç metre kadar) bilecek kadar konuya yakınsınız. Eğer yeterince yakında değilseniz (örneğin bir rock konserinde, arka sıradasınız), kameranızın flaşını kapatıp, en yüksek ISO ayarına getirmeniz gerekecektir.

 

  1. Yavaş Sync Flaşını Kullanınız: Flaş ünitelerinde yer alan diğer bir sınırlandırma ise çok sert sonuçlara neden olmasıdır. Bunun nedeni ise; sert bir ışık vuruşundan dolayı ortamdaki ışığın manzarada kaybolmasıdır. Oluşturulan ışık direkt olmayan bir şekilde öznenize aktarılmadığı için bu durum kısmi olarak gerçekleşmektedir.

Bu nedenle yavaş sync flaşını kullanmak iyi bir alternatiftir.

 

  1. Flaşı, DIY(Kendin Yap) Stilinde Direkt Veya Dağıtılmış Bir Şekilde Kullanınız: Sabit bir flaş tarafından oluşturulan ışığın dağıtılamaması problemini, önceden üstü kapalı bir şekilde belirtmiştim; ancak bazı yaratıcı fotoğrafçılar tarafından kullanılan ‘’kendin yap’’ tekniği sayesinde, kendi dağıtıcılarını kullanarak ışığı dağıtmaktadırlar. Bildiğim bazı fotoğrafçılar, ışığın üzerini kapatmak için yanlarında yarı-opak yapışkanlı bant taşırlar. Flaş ışığını durdurmamasına rağmen yayılmasını sağlayarak daha yumuşak bir görüntü elde etmemizi sağlar.

Bildiğim diğer arkadaşlar ise, ışığı kapatmak için yanlarında beyaz kart taşırlar. Bu kartın yardımıyla ışık, yanlara ve yukarı dağılır.

Bu teknikleri kullanmak telafi çekimleri yapmanıza neden olabilir. Bu sorun, kameranızın kendi ışık gücü dışında bambaşka bir ışık kullanmasından dolayı ortaya çıkabilir(Büyük bir olasılıkla çekim kısmında bir-iki tık daha yukarı ayarlama yapacaksınız.)

  1. Flaşınızı Kullanınız: Flaşı, sadece karanlık ortamlarda kullanmayınız. Kapalı alanlarda, yaptığınız çekimler esnasında flaş kullanmak, çektiğiniz görseli bir tık daha etkili yapacaktır. –Genellikle sert arka aydınlatmanın veya keskin alçak ışığın bulunduğu alanlarda, flaşınızı kullanmanız gerekecektir. Unutmayınız ki flaş gölgeleri aydınlatacak güce sahiptir.

Deniz Manzarası Fotoğrafçılığına Yeni Başlayanlar İçin Kılavuz Fotoğrafçılık Hususları

Fotoğrafçılık Hususları:

  1. Çekim Hızı

Çektiğiniz deniz manzarasına bağlı olarak, iki farklı seçeneğe sahipsinizdir. Dalgaların hareketini dondurabilirsiniz veya suyun hareketini bulanıklaştırabilirsiniz. Çektiğiniz deniz manzarasında, kayalar ön planda ise ve su kayaların üzerinden akıyorsa eğer suyu bulandırmak isteyebilirsiniz. Bu durum suya yumuşak ipeksi bir görünüm verir ve manzaraya sürreal bir görünüm kazandırır. Objeleri yavaşlatmak için nötral yoğunluk filtresini kullanabilirsiniz, böylece pozlama süresini de artırırsınız. Bu durum, buğulu görülebilecek olan odağa; bulunan su için oldukça yumuşatıcı bir etki yapacaktır. Vizyonuna bağlı olarak yapacağın çekim için suyun ne kadar ipeksi bir etkiye sahip olmak istediğine karar vermelisin. Suyun eylemini durdurmak için 1/1,000.’de çekmeli veya daha da hızlı çekmelisin. Benim için suyun eylemini dondurmak, yumuşatmak kadar etkili değildir. Sörf veya su sporları için çekim yapıyorsanız eğer eylemi dondurmak yararlı olacaktır.

  1. Diyafram

Odak kısmında, manzara fotoğrafçılığında olduğu gibi, ön plandan arka plana kadar her şeyi isteyeceksiniz. Bunun anlamı, f/8 veya daha küçük bir diyafram kullanmanız gerektiğidir. Bu durum sizin, deklanşör hızını düşürmenize ve suyun, manzaranızda daha yumuşak bir görüntü vermesine olanak sağlayacaktır. Odağınızın, manzaranızda ve kompozisyonunuzda ayarladığınız şekilde olduğundan emin olun ve sonrasında, kameranızı elle netleme getiriniz. Böylelikle, ışık solmaya başladığı zaman, lensiniz odak noktası bulmak için çabalamayacaktır.

Deniz manzarasındaki yansımalara bakınız.

Deniz manzarasındaki yansımalara bakınız.

  1. Renk veya Siyah ve Beyaz

Deniz manzaraları, siyah ve beyazda oldukça güzel görünmektedir. Fotoğrafınızı renkli durumda çekip ardından Photoshop ve Lightroom’da değiştirmelisiniz. Her iki düzenleme uygulaması da mükemmel siyah ve beyaz dönüştürme araçlarına sahiptir ve bunlarla beraber, görüntüde sayısız değişim yapma olanağına sahipsiniz. Fakat siyah ve beyazda çekim yapmışsanız eğer görüntünün esas rengini asla geri getiremezsiniz. Görüntüyü siyah ve beyazda deneyebilirsiniz ve renkli çekimde daha iyi bir görüntü elde ettiğinizin farkına varırsınız; kısacası renkli çekim yaptığınıza emin olmanız önemlidir.

  1. Tripod(Üç Ayaklı Sabitleyici)

Deniz manzaralarını daha etkili bir şekilde çekebilmek için Tripod’a ihtiyacınız vardır. Güneş doğduktan hemen sonra çekim yapmıyor olabilirsiniz; ancak kameranızın mükemmel bir çekim yapabilmesi için herhangi bir olanağınız olamayacaktır. Netlik, iyi bir deniz manzarası fotoğrafı için kilit noktadır. Fotoğrafınızın bazı kısımları bulanıklaşmış olabilir (su gibi) fakat diğer kısımlar oldukça ne olmalıdır (kaya, bulut, vs. gibi). Kısacası, Tripod kullanırken, her şeyin net olduğundan ve eğer mümkünse bir kablonun bulunmasından emin olun. Tripod’un kıyıya konumlandırıldığından emin olun. Kumun, Tripod’u tutmak için yeterince sağlam olmamasından dolayı, deniz gelirken, Tripod’un hareket etmesine veya batmasına neden olabilir. Fotoğrafınızı çektikten sonra kayaların ve bulutların net olduğundan emin olun.

Tripod, düşük ışık durumlarında oldukça gereklidir.

Tripod, düşük ışık durumlarında oldukça gereklidir.

Konu Önemlidir:

Deniz manzarası görüntüsü çekerken herhangi bir konu kısıtlaması yoktur. Aşağıdaki bazı fikirler, herhangi bir plajda bulunabilir:

  • Deniz fenerleri- Çekimlerinin yapımı her zaman eğlenceli ve mümkündür. Bunları, günün erken saatlerinde, ilk ışıklar gelirken çekmelisiniz.
  • Kaya çıkıntıları- Mükemmel deniz manzarası görüntüleri için hareketli su ve kayalık sahiller gereklidir.
  • Yansımalar- Gel-git, düz bir plajda hareket halindeyse eğer gökyüzünün ve parlak deniz kumunun mükemmel bazı yansımalarını çekebilirsiniz.
  • Işığın rengi- Gerekli pozlamayı yapmışsan eğer sıcak bir gökyüzünü ve mavi suyu görüntüleyebilirsin. Bu durum, mükemmel bir manzara elde etmenize olanak sağlar.
  • Fırtınalar- Bu durum biraz yanıltıcı olabilir fakat bazen şiddetli bir fırtınayı çekmek mükemmel bir çekim olabilir.

 

Bir deniz kenarında yaşıyorsanız veya öyle bir yeri ziyaret etmek istiyorsanız eğer bu tarz bir fotoğraf çekmeyi deneyebilirsiniz. Sonuçlar oldukça etkileyici olacaktır ve siz bir kere nasıl yaptığınızı anladığınızda ne kadar kolay ve etkileyici bir şeyler oluşturacağınızı göreceksiniz. Tabi ki önemli kısım, güvende olmanız ve çevrenizdeki olayların farkında olmanızdır. Bu tarz bir fotoğraf çekmek için girişimde bulunmaktan korkmayınız; oldukça eğlenceli ve sonuçlarına değecek bir çalışma olacağına eminiz.

Etkili ön plan, manzarayı oldukça güzel bir şekilde sunmuştur.

Etkili ön plan, manzarayı oldukça güzel bir şekilde sunmuştur.

Deniz Manzarası Fotoğrafçılığına Yeni Başlayanlar İçin Kılavuz Konum Hususları

Deniz Manzarası Fotoğrafçılığına Yeni Başlayanlar İçin Kılavuz

Deniz Manzarası Fotoğrafçılığına Yeni Başlayanlar İçin Kılavuz

Bir nevi soyut deniz manzarası sahnesi; suyun hareketi görüntünün çarpıcı olmasını sağlamıştır.

Deniz manzaraları sıklıkla manzara fotoğrafçılığının bir alt dalı olarak görülmektedir. Doğrudur; fakat bence, deniz manzaraları çekim esnasında, üzerinde düşünülmesi gerekilen kendi özellikli tekniklere sahiptir. Genel deniz sahnesi, sıcak bir kumlu plaj, mavi gökyüzü ve bazı palmiye ağaçları olabilir. Bu genellikle benim kaçınmak için çabaladığım bir çeşit görüntüdür. Daha etkileyici bir şey için genel bir kartpostal çekimi yerine, günbatımında bir şeyler çekmek, denemek ve eşsiz bir şeyler yakalamak istiyor olabilirsiniz. Doğru olarak algıladığınız anda ise deniz manzarası sahneniz baktığınızda heyecanlandırıcı ve nefes kesici olmalıdır. Sahneyi göstermesi gerekmektedir; fakat herkesin yapabileceği bir çeşit çekim olmamalıdır. Bunun anlamı, kıyı boyunca bazı eşsiz ve sıra dışı avantaj noktaları için keşfe çıkmak gerektiğidir.

Lütfen Önce Güvenlik

Deniz manzarası fotoğrafçılığı tehlikeli olabilir. Çok sıklıkla, kaygan ve keskin kayalar üzerinde yürüyeceksiniz, gel-git yükselebilir ve dalgalar daha yakına gelebilir. Her zaman etrafınızdakilerin farkında olun ve dikkatli bir şekilde çevrenizde ne olup bittiğini gözlemleyin. Birden fazla kez, kaya yükseltisinde sıkışıp kaldım ve çevremde vahşi denizden başka hiçbir şey yoktu. Bu tür durumlarda, kuru toprağa dönmek rahatlama ve çile getirir. Üstelik birçok kez dev dalgalardan dolayı sırılsıklam olmuştum ve birçok kez kameramı denizde kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştım. Kısacası evet, deniz manzarası fotoğrafçılığı biraz tehlikeli olabilir; ancak sonuç buna değecektir. Her zaman ilk kural, önce güvenliktir. Eğer mümkünse bir fotoğrafçı arkadaşınızla beraber çıkabilirsiniz hem ihtiyacınız olan durumlarda birbirinize yardımcı da olabilirsiniz. Bu uyarıların dışında, burada, mükemmel manzara fotoğrafları çekebilmek için bazı ipuçları bulunmaktadır.

Konum Hususları:

  • Gel-git

Gel-git hareketleri ve gelgit aralığı hakkında bir şeyler bilmiyorsanız eğer hakkında araştırma yapmak güzel bir fikir olabilir. Birçok sahil kasabasında gel-git çizelgesi veya tablosu mevcut bulunmaktadır; çekim yapmaya gitmeden önce bunu bilmek önemli bir bilgi olacaktır. Ayrıca, kolay olarak Google üzerinden şehirler veya kasabalar için gel-git çizelgesi aratabilir ve bütün gel-git zamanlarını ve boyutlarını orada bulabilirsiniz. Bu oldukça önemlidir çünkü cezirde(düşük gelgit) bir bölge ararken; met(yüksek gelgit) kısmına döndüğü anda aradığınız kaya çoktan suyun altına girmiş olabilir. Üstelik gel-git, suyun hareketini ve dalga ölçüsünü etkilemektedir. Met(yüksek gelgit) varsa eğer, ortamda tahmin ettiğinizden daha az su bulunacaktır. Ayrıca, gel-git hareketi hakkında bilgi edinmek için yerel fotoğrafçılarla ve balıkçılarla konuşmak da oldukça iyi bir fikirdir.

Gel-git hareketleri

Gelmekte olan gel-git, beni bu kaya yükseltisinde mahsur bırakmıştır.

  • Hava

Birçok kıyı kasabası, hava konusunda tahmin edilmesi zor şartlara sahiptir. Bir sahil kasabası üzerinde, oldukça hızlı bir şekilde bir fırtına çıkabilir. Çekim yapmaya çıkmadan üç veya dört saat önce hava durumunu kontrol ettiğinizden emin olun ve bir veya iki saat önce fotoğraf çekiminizi bitirin. Bazen hava ve özellikle rüzgâr, fotoğraf çekim koşullarını daha da zor bir hale getirebilir. IPhone’daki AccuWeather uygulaması, benim favori uygulamalarımdan biridir. Genellikle alışık olmadığım alanlarda bulunduğum zaman kullanırım. Oldukça kolay bir kullanımı vardır ve ne zaman kullansam yaklaşık olarak %90 doğru bilgi vermektedir.

  • Konum

Nerede çekim yapmak istediğine karar vermelisiniz. Sahilde mi, kayaların üzerinde mi yoksa yüksek uçurumda mı çekim yapmak istersiniz? Bu sizin hangi kişisel eşyaları yanınıza almanız gerektiğini belirleyecektir(yüksek botlar, uzun pantolonlar, vs.). Yanınıza fazladan yağmurluk veya kazak almak mantıklı bir fikir olacaktır çünkü hava çok hızlı nemlenebilir veya soğuyabilir. Güneşin nereye konumlandığına baktığınıza emin olun. Hiçbir şey, güneş batarken manzaranın %80’inin bir burun gölgesi tarafından kapalı olması kadar sinir bozucu olamaz. Suyun geleceği kanallara baktığınızdan emin olunuz. Bu kanallar ve dereler, kayalık sahil alanı boyunca gel-git çekildiği zaman oldukça tehlikeli olabilir; fakat gel-git tekrardan geldiği zaman bu tehlike geçebilir. Dereyi cezir(düşük gel-git)’te geçmişseniz eğer met(yüksek gel-git)’te dönmeye çalışın çünkü su geçmek için oldukça derin olabilir ve siz maruz kalabilirsiniz.

Muhteşem ışık ve suyun hareketi, mükemmel bir manzara yapmak için yeterlidir.

Muhteşem ışık ve suyun hareketi, mükemmel bir manzara yapmak için yeterlidir.

 

  • Işıklandırma

Sıcak güneş ışığı içinde, sahil boyunca yürürken far ve el fenerini unutmanız oldukça kolaydır. Karanlık olmadan kendi yerinize dönebilirsiniz; fakat gel-git geldiğinden ötürü, dönmeye karar verdiğiniz zaman havanın zifiri karanlık olduğunu ve dönüş yolunun ise değiştiğini fark edebilirsiniz. Manzara fotoğrafçılığı yaptığınız her yerde, özellikle deniz manzarası fotoğrafçılığı yapacağınız zaman; yanınızda farınızı ve el fenerinizi taşımayı unutmayınız. Birçok kayalık deniz alanında mahsur kaldım ve inanın bu ürkütücü olmaktan çok daha fazlasıydı. Neyse ki farımı her zaman kamera çantamda taşıyorum ve her ne olursa olsun, yolumu veya arabamı bulmama yardımcı oluyor.